PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kastamon'un Tarihi


hurbyy
05-08-2006, 05:54 PM
Tarihçe

Eski bir yerleşim alanı olduğu bilinen Kastamonu yöresi M.Ö. 18. Yüzyılda Gas'ların yurdu olmuş ve adını da muhtemelen bu kavimden almıştır. Daha sonraları yöre sırasıyla Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Pontuslular, Romalılar ve Bizanslılar' ın yönetimine girmiştir. Romalıların bu yörede kurduğu Paflagonia adlı eyaletin merkezi olan Pompeipolis höyüğü bugünkü Taşköprü ilçesindedir. Bizans hanedanı Kommenoslar tarafından yapılan ve Kastamonu şehrinin tarihsel çekirdeğini oluşturan Kastamonu Kalesi görkemli görüntüsüyle ziyaretçileri asırlardır selamlamaktadır.


Anadolu'ya Türklerin gelmeye başlamasından sonra Danişmentlilere, Anadolu Selçuklularına, Çobanoğullarına, Candaroğullarına (İsfendiyaroğullarına), Osmanlı İmparatorluğuna kapılarını ve gönlünü açan Kastamonu bu dönemlerin yönetim ve kültür merkezlerinden biri haline gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet zamanında 1460'dan itibaren kesintisiz olarak Osmanlı Devletine bağlanan Kastamonu ve çevresi bu dönemde herhangi bir istilaya ya da çatışmaya maruz kalmamıştır.

Kastamonu, Kurtuluş Savaşında da işgal görmemekle birlikte başta Konya ve Ankara' dan sonra en çok şehit veren üçüncü ilimiz olmuştur. Yöre halkı düşmanın yurdu işgaline karşı büyük tepki göstermiş; bir çok protesto mitingi düzenlenmiştir. Bunların içerisinde en dikkate değer olanlardan biriside 10 Aralık 1919'da hanımların bir araya gelerek gerçekleştirdikleri İlk Türk Kadın Mitingi olmuştur.

Milli Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olan Kastamonu İnebolu Limanın dan Ankara'ya malzeme, cephane ve asker sevkıyatında büyük yararlılıklar göstermiştir Yöre halkı yaz-kış demeden bölgenin güç ulaşım koşullarına rağmen top yekun bu mücadeleye destek vermiş; Şehit Şerife Bacı, Halime Çavuş bu olağanüstü fedakarlığın ve cesaretin sembol isimleri olmuştur. İnebolu'da Kayıkçılar Loncası İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmişlerdir. Türkiye'nin çağdaşlaşmasında da Kastamonu'nun ayrı bir yeri vardır. Büyük önder Atatürk 23-31 Ağustos 1925 tarihleri arasında "Şapka ve Kıyafet Devrimi'ni Kastamonu ve İnebolu'da başlatmıştır. Bu ziyarete ilişkin fotoğraflar Atatürk'ün Devrimin ilk söylevini verdiği Kastamonu Arkeoloji Müzesi Atatürk Salonu'nda sergilenmektedir

hurbyy
05-08-2006, 05:56 PM
Fiziki Durumu

Batı Karadeniz Bölgesi'nde, Ilgaz dağlarının kuzeyinde yer alan Kastamonu köklü tarihi ve zengin kültürel değerleriyle Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir.
Tarihi boyunca çeşitli devlet adamları, bilginler, mutasavvıflar, şairler, hattatlar yetiştiren ve "Evliyalar Diyarı" olarak bilinen Kastamonu'da Beylikler ve Osmanlı dönemlerinden, Cumhuriyet' in ilk yıllarından kalan birçok dini, kültürel, anıtsal ve sivil yapılar hala yaşamakta ve yaşatılmaktadır. Kurtuluş Savaşı sırasında en fazla şehit veren illerin başında yer alması yanı sıra, Ulu Önderimiz Atatürk'ün 1925 yılında Kastamonu'yu ziyareti ile önemli devrimlerin den "Şapka ve Kıyafet" devrimini burada açıklaması bu İl' in önemini gösteren en büyük olgudur. Kastamonu İli Batı Karadeniz Bölgesinde 35.48' ve 42.00 kuzey enlemleri ile 32.43' ve 34.37 doğu boylamları arasında yer almaktadır.



İklim ve Bitki Örtüsü

Kastamonu İlinde iki ayrı iklim tipi görülmektedir. İlin kuzeyinde sahil kesiminde Ilıman ve Yağışlı Karadeniz İklimi egemen, güneyde iç kesimlerde karasal iklim ağır basmaktadır.
Yıllık yağış ortalaması iç kesimlerde 400-500, sahil kesiminde ise 1000-1250 kg/m2 civarındadır. İl topraklarının ¾'ü ormanlarla kaplıdır. Bu oran Türkiye Ormanlarının %10'unu oluşturmakta olup, bölge ağaç türleri bakımından da oldukça zengindir. Sahilden itibaren 600 metre yükseltiden başlayan ormanlık sahalarda yer alan başlıca iğne yapraklı türler kızılçam, sarıçam, karaçam, köknar, porsuk vb., yapraklı türler ise kayın, meşe, dişbudak, köknar, Akçaağaç, kızılağaç, karaağaç, kestane, ıhlamur, şimşir, yabani fındık, kavak, gürgen, çınar, söğüt v.b'dir.

İlin Nüfus Durumu

1997 Genel Nüfus Sayımına göre İlin toplam nüfusu 361.855 olup, nüfus yoğunluğu km2'de 28 kişidir. Nüfusun %43.6'sı şehir, %56.3'ü köylerde yaşamaktadır. İl Merkezinin nüfusu 59.386'dır. İl Nüfusunun 1927 yılından beri gelişme seyri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Anlaşılacağı üzere İl Nüfusu azalmaktadır. Bunun başlıca nedeni iktisadi şartlardan kaynaklanan göç olgusudur.

hurbyy
05-08-2006, 05:57 PM
İlin İdari Yapısı

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Bolu, Çankırı ve Sinop' u da içine alan Kastamonu Vilayeti, daha sonra Bolu'nun 1907'de, Çankırı ve Sinop' un 1918'de ayrılmaları ile bugünkü duruma gelmiştir.1924 Anayasası ile il, ilçe, bucak ve köy şeklindeki idari taksimatın kabulünü müteakip Kastamonu ili 1969'a kadar merkez ile birlikte 12 ilçelik bir vilayet olmuş; bu tarihte de Bozkurt' un Abana'dan ayrılması ile ilçe sayısı 13'e yükselmiştir.

Daha sonra 1988 yılında İhsangazi, Şenpazar, Pınarbaşı ve Doğanyurt 3392 Sayılı Kanunla ilçe yapılarak ilçe sayısı 17'ye; 1990 yılında 3644 Sayılı Kanunla Ağlı, Hanönü ve Seydiler ilçe yapılarak Kastamonu ilindeki ilçe sayısı 20'ye yükselmiştir.
Kastamonu ilinde Merkez dahil 21 belediye, 1072 köy bulunmaktadır. Köy sayısı bakımından Türkiye'de ikinci sırada yer almaktadır. Köylere bağlı ayrıca 2558 adet yerleşim birimi vardır.

hurbyy
05-08-2006, 05:59 PM
Doğal Zenginlikleri

Kastamonu'nun sahip olduğu zengin tarihi ve kültürel miras kadar değerli bir diğer zenginliği de harikulade tabiatıdır. Zengin orman örtüsü, çeşitli yaban hayvanları, bir çok piknik ve mesire yerleri panoramik yaylaları, mağara ve kalyonları, tertemiz sahilleri ile görenlerin unutamayacağı özelliklere sahiptir.

Ilgaz Dağı Milli Parkı

Kastamonu-Çankırı il sınırında 1976 yılında tesis edilmiş olup, Kastamonu'ya 40 km, Ankara'ya 200 km uzaklıktadır.1088 ha. alanı kaplamaktadır. Parkın bulunduğu bölgenin topoğrafik yapısı zengin orman örtüsünün oluşturduğu olağanüstü manzara güzelliğine sahiptir. Yüksek yaban hayatı potansiyeli ve kış sporlarına elverişli arazi yapısı parkın önemli kaynak değerleridir. Ilgaz dağı Kayak Merkezi kış aylarında büyük rağbet görmektedir.

Ilgarini Mağarası

Kastamonu Pınarbaşı ilçesi sınırlarında kalan mağara gerek oluşumu, gerekse taşıdığı tarihsel kalıntılar bakımından büyük önem arz etmektedir. Sorkun yaylasının uzantısında yer alan mağaranın denizden yüksekliği 1250 metredir. Dünyanın 4. büyük mağarası olan Ilgarini 3. ve 4. zamanda oluşmuştur. Yaklaşık 200 yıllık bir zaman diliminde oluşan mağara tabii bir kayalık içinde 800 metre uzunluğa sahiptir. Mağaranın içinde 1 milyon yıllık sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Aynı mağara içinde Roma ve Bizans dönemine ait mezar ve dini yapı kalıntıları vardır.

Karadeniz Sahilleri

Kastamonu ili Karadeniz'de kirlenmemiş betonlaşmamış 135 km.lik kıyı bandıyla, deniz, kum ve güneş arayanlara da hitap etmektedir. Kıyı bandında çok sayıda doğal kumsal bulunmaktadır. Bu kumsalların ardında da çok yoğun bir orman örtüsü vardır Çatalzeytin, Abana, Bozkurt, İnebolu, Doğanyurt ve Cide plajları Ankara'ya en yakın plajlar olup denizi özleyenlerin en kısa zamanda ulaşacakları yerlerdir. Bunların arasında Çatalzeytin' deki Ginolu ve Cide'deki Gideros Karadeniz'in en güzel koylarındandır.


Av ve Yaban Hayatı

Kastamonu ili yaban hayatı bakımından oldukça zengin bir bölgede yer almaktadır. İlin iç kesimlerinde yaban domuzu, ayı, tilki, keklik, bıldırcın, yaban ördeği, geyik ve karaca bulunmaktadır. Kıyı kesimlerinde ise, tavşan, tilki, sansar, porsuk, keklik türü hayvanlar vardır. Ayrıca Ilgaz Dağları yırtıcı kuşlar için çok önemli bir kuluçka bölgesidir. İlin yaban
hayatı bakımından sahip olduğu zengin potansiyel, ilin kara avcılığı bakımından da önemini arttırmaktadır. Son yıllarda yaban domuzu avcılığı yerli ve yabancı avcıların gözdesi olmuştur.

hurbyy
05-08-2006, 06:02 PM
ABANA

TARİHÇESİ:
Abana’nın tarihçesi M.Ö. 20.yüzyıl öncesine değin uzanmaktadır. Tarihteki en eski adı Abonou Teikhes; Abonou Hisarı, Aben Hisarı anlamına gelmektedir. Sözcüğün (na) ile bitişinden yola çıkılarak,Abana adının M.Ö. 2000 yılının en yaygın dili olan Anadolu Luwi dilinden geldiği sanılmaktadır.“Paflagonya“ tarihinde,Kastamonu”nun en eski yerleşim yeri olarak,İlçenin doğusundaki Hacı veli Köyü olduğu belirtilmektedir.



AĞLI


TARİHÇESİ:
Elimizde kesin deliller olmamakla beraber, Ağlı’nın tarihi İlkçağ’ın derinliklerine kadar inmektedir.
Bu devirlere ait buluntular çeşitli uygarlıkların bu topraklar üzerinde gelip geçtiğini göstermektedir. Özellikle M.Ö. 1100-700 yılları arasında Kastamonu ve çevresinde Paflagonyalılar’ın egemenlik kurdukları bilinmektedir.

Paflagonyalılar Firiglerin bir kolu olup, bu bölgeye kendi adlarını vermişlerdir.
Kastamonu Tarihi, Ağlı ve çevresinde Bizanslılar, Danişmendler, Çobanlar ve Candaroğulları gibi kavimlerin hüküm sürdüğünü göstermektedir. Ağlı Uzun süre Bizans egemenliği altında kalmıştır.
Günümüze kadar gelen önemli eser Ağlı Kalesidir. Bölge 1106 yılında Danişmendlerin eline geçmiş, 1292 yılına kadar süren egemenlik, haklarından vazgeçmesi üzerine Osmanlı imparatorluğuna katılmıştır. Ağlı kuruluşundan bu güne kadar büyük bir gelişme gösterememiştir. İlk defa Kale yakınlarında Eski Pazar denilen yerde kurulmuş, şimdiki yeri olan ilçe merkezine 1905 yılında yerleştirilmiş ve 1918 yılında da Belediye teşkilatı kurulmuştur.
9 Mayıs 1990 tarihinde kabul edilen ve 20 Mayıs 1990 tarihinde yürürlüğe giren 3644 Sayılı Kanuna göre ilçe olmuş ve 29 Temmuz 1991 tarihinde İlk Kaymakamın göreve başlaması ile de fiilen faaliyete geçmiştir



ARAÇ


TARİHÇESİ:
İlçe Araç adını Candaroğulları zamanında 3134 yıllık bir yerleşim tarihi içinde Araç yedi ayrı kültür ve uygarlığın beşiği olarak zenginbir tarih ve arkeolojik eser alanıdır.

Bu eserler ; Araç, Asar, Akhisar , Aşağı Karabüzey,Eğirce ova, Bahçecik ve Arslanlar,Aşağı Güney, Merdivenli, Kadınca köyü, Gavur evi, Sofçular, Pınarbaşı, Kral Hamamı, İnektepesi, İnkaya,Kızılören, Kaya Mezarları, Kötürüm Beyazıt, Tatlıca Camileri ve Kervansaraylardır. 1866 Yılında Belediye, 1868 yılında da İlçe örgütü kurulan Araç Tarih ve tabiat zengini bir ilçedir.

hurbyy
05-08-2006, 06:06 PM
AZDAVAY

TARİHÇESİ:
Azdavay Daday ilçesine bağlı bucak merkezi iken 1946 yılında belediye teşkilatı Kastamonu ilinin kuzey batısında yer almaktadır.Kastamonu iline 76 km mesafededir. İlçemizin sınırları içerisinden Devrekani çayı geçmektedir. İlçemizin deniz seviyesine yüksekliği 830 metrekaredir.


BOZKURT

TARİHÇESİ:
Bozkurt İlçesi,Kastamonu İlinin 95 Km kuzeyinde Karadeniz’e 1,5 km mesafede ormanlar içinde şirin bir ilçemizdir. Eşsiz doğal güzellikler içinde, bir tarafı deniz,üç tarafı orman kaplı bu şirin ilçenin altyapı ve şehirleşmesi tamamlanmış,pırıl pırıl tertemiz caddeleri,arsa yokluğundan sıkışık durumdaki yapılaşmaya rağmen güzelliği bozulmadan korunmuştur.


CİDE


TARİHÇESİ:
Mükemmel bir doğaya sahip olan bu güzel ilçede yaşam MÖ.1400 yıllarına dayanır.Bu güzel yörede çok sayıda değişik kavimler yaşamışlardır.

Tarihi kaynaklarda Gasgasların,Paflagonyalıların, Henetlerin,Romalıların,Bizanslıların, Candaroğullarının ve Osmanlıların yaşadığı yazılılanlar arsındadır.


ÇATALZEYTİN


TARİHÇESİ:
Çatalzeytin 01.06.1954 tarihinde ilçe olmuştur. Tarihsel süreç içersinde Osmanlı dönemine kadar Çatalzeytin adlı bir yerleşim yerine rastlamak mümkün değildir.

Çatalzeytin yöresinin tarihi sınırları, Kuzeyde kıyı kesimden Filyos-Hisar önünden başlayarak Bafra’ya kadar, Güneyde iç kesimlerde Gerede’den başlayarak Çankırı’ya denk uzanan ilk çağ Anadolu’sunda adına Paphlagonia denilen bölgenin içinde yer almaktadır.

PAPHLAGONIA tarihine dönük araştırmalarda yöredeki tarihi kalıntılar Ginolu limanının kıyı PAPHLAGONIA’sında yer alan bir kentçik olduğunu kanıtlamaktadır.
Ahmet GÖKOĞLU "PAPHLAGONIA" adlı eserinde Ginolu’yu GİNEOĞLU olarak adlandırmakta ve bugün sadece ufak bir su parçası ve ayakta duran kale için Osmanlı eseri demektedir. Ginolu kalesi Sürtüven burnu denen sarp ve dik kayaların üzerinde kurulmuştur. Kuzeyi sarp ve dik kayalar halinde denize iner,diğer yönleri zayıf olduğundan yapay sur ve burçlarla desteklenmiştir.

Kalan sur artıkları Güney-Batı kısımlarındadır. Kalenin ortasında moloz taşından yapılmış su mahzeni bulunmakta olup doğusunda da bina enkazı bulunmaktadır.


DADAY


TARİHÇESİ:
Daday'ın tarihi M.Ö. 5000 yılına kadar gitmekte ve Miladi 1869 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanına rastlamaktadır.

Tarih öncesi çağlar dahil, Kaşka Türkleri, Etiler, Paflagonyalılar, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Yunanlılar, Rumlar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Danişmentler, Selçuklular, Candaroğulları ve Osmanlı dönemlerinin bazen gözde bazen gözden uzak bir yerleşim yeri olan Daday, binlerce yıllık bir maziye sahiptir.

Daday adının Türk- İslam çağından önce Dadybra olduğunu, M.S .6. yüzyılda yaşayan Harekles'in ( Synekdemos ) adlı eserinden öğreniyoruz. Dadybra kelimesinin orman yetişmesine elverişli toprak anlamına geldiği de söylenmektedir.

Dadybra diye hangi tarihten beri söylendiği tam olarak tesbit edilebilmiş değildir.Daday'ın merkezi ve çevresindeki Sorkun, Küten, Honsalar, Siyahlar ve Çayırlı köyleri Roma ve Bizans çağından daha önceleri meskun yerlerdir.Arkeolog ve tarihçiler Daday'ın bir yerleşim yeri olarak seçilmesinin Kastamonu ile aynı anda birbirine çok yakın zamanlarda olduğu görüşündedirler.



DEVREKANİ

TARİHÇESİ:
Devrekani’nin tarihi M. Ö. 2000 yılına kadar uzanmaktadır.İlçe Merkezi ve civarında Hitit, Bizans, İsfendiyaroğulları ve Osmanlı döneminden kalma çeşitli tarihi eserler vardır.Fatih Sultan Mehmet Hanın annesi Hatice Alime Huma Hatun Devrekani’nin Çayırcık Mahallesindendir. Devrekani’de bulunan tarihi / arkeolojik unsurlar şunlardır: Merkez ve Çayırcık Camileri, Sazyaka Mahallesinde (Karaköy) Fatıma Hatun Türbesi, Bozkoca ve Kurtşeyh Türbeler; halen kazı çalışmalarının sürdüğü Kınık Köyündeki Antik Hitit Şehri.

hurbyy
05-08-2006, 06:14 PM
DOĞANYURT

TARİHÇESİ:
İlçenin ilk yerleşim yerinin, ilçe merkezinin Karadeniz'den 150 metre yükseklikteki Asar Tepe mevkiinde bulunan kale çevresinde olduğu bilinmektedir.

İlçenin yerleşim yeri olarak ne zamandan beri var olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, MÖ 4. yüzyılda Pontuslular tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Pontuslular zamanında Gereas olan Meset'in eski iskan yeri şimdi temelleri kalan kaleydi. Çobanoğlu ve Candaroğullarınca yönetildi. 1461' de Osmanlıya katıldı.Osmanlılar zamanında, bir köy ve Hoşalay adıyla Kastamonu'ya bağlı bir kadılık iken,(H.1284) tarihinde Cide ilçesinin bucağı oldu. 1346 yılında Hoşalay adıyla bucak teşkilatı kuruldu.Bucak coğrafi şartlar ve yakınlık göz önüne alınarak 1946 yılında İnebolu ilçesine bağlandı. Cumhuriyetin ilanından sonra Hoşalay olan adı Meset oldu, daha sonra, 1962 yılında çıkarılan yeni bir kanunla adı Doğanyurt olarak değiştirildi.1990 yılına kadar bucak olarak kalmış, bu tarihte bucak teşkilatının kaldırılması ile yeniden köy statüsüne dönmüştür. Doğanyurt 09 Mayıs 1990 tarihinde çıkarılan yeni bir kanunla ilçe yapılmıştır


HANÖNÜ


TARİHÇESİ:
İlçemiz yerleşim yeri olarak Kızılırmak'ın bir kolu olan Gökırmak Vadisi üzerinde kurulmuştur. Hanönü ismini ise ilçemizde bulunan Tarihi Han'dan almıştır İlçemiz tarih boyunca değişik uygarlıkların kurulup yok olduğu bir bölgede bulunmaktadır. Bunlardan en önemli kavimler ise Kaşgarlar, Etiler, Paflagonyalılar, Romalılar, Lidyalılar, Pontuslar, Bizanslılar, Candaroğulları devri gibi, Roma ve Bizans çağına ait iskan yeri ve yerleşme bölgelerininen önemlilerinden biridir.




İHSANGAZİ

TARİHÇESİ:
1940 yılında Ilgaz Çayı kenarındaki Mergüze Mevkiinde çevre köylerin emniyet ve asayişini sağlamak için karakol ve 1945 yılında yine çevre köylerin eğitim ihtiyacı için bir okul yaptırılmıştır.
Daha sonra karakol ve okul çevresinde vatandaşlar tarafından evler ve işyerleri yapılmış ve bu mevkide Mergüze adıyla bir bucak kurulmuştur.

* 1958 yılında şu anda Hükümet Konağı olarak kullanılan Bucak Müdürlüğü binası tamamen vatandaşların katkısıyla inşa edilmiştir.

* 1968 yılına kadar Mergüze Bucağı Araç İlçesine bağlı kalmıştır. Bu tarihte Bucak etrafındaki 9 köyün birleştirilmesi suretiyle bir Belediye teşkilatı kurulmuş ve İhsangazi Köyünün ismi Belediye'ye verilerek köyün ismi Yeşil Mahalle olarak değiştirilmiştir. 3392 Sayılı Kanun ile Mergüze Bucağı İhsangazi Bucağı İlçe haline getirilerek 31.08.1988 tarihinde faaliyete geçmiştir.


İNEBOLU

TARİHÇESİ:
İnebolu’nun ilk kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Miletler tarafından bir kıyı kolonisi olarak eski adıyla Poyraaltı, şimdiki adıyla Boyranaltı Mahallesinde ilk defa kurulduğu kale kalıntılarından anlaşılmaktadır.

inebolu’nun ilk adı İONOPOLİS’tir. Bu isimden de anlaşılabileceği gibi İON şehirlerinden birisidir. İONOPOLİS” daha sonra “İNEPOLİS” adını almıştır. İnebolu adını Selçuklular zamanında almıştır. Bazı bilgilere göre M.Ö. 1200 yıllarında Gasgaslar tarafından kurulmuştur. 1834’te Küre’ye bağlı bir Nahiye iken 1867 veya 1873 ten sonra İlçe olmuştur.



KÜRE

TARİHÇESİ:
Kürenin tarihi ilk çağın derinliklerine kadar uzanmakta, bu devirlere ait buluntular, çeşitli uygarlıkların bu topraklar üzerinden geçtiğini gösterir. Özellikle Doğanlar Kalesi MÖ 1100-700 yılları arasında Kastamonu ve çevresinde egemenlik kurmuş. Olan Paflagonyalılar devrine aittir. Paflagonyalılar Friglerin bir kolu olup bu bölgeye kendi adlarını vermiş.



PINARBAŞI


TARİHÇESİ
Pınarbaşı'nın, içinde bulunduğu bölge, Roma Döneminde Paflagonya adıyla anılmaktaydı.

Yakın zamanlarda, ilçe merkezinin 36 km kuzeyindeki Ilgarini Mağarası'nda bulunan antik kalıntıların geç Roma veya erken Bizans dönemine ait olduğu sanılmaktadır.

Karstik jeolojik yapı nedeniyle oluşan sayısız mağara yüzyıllar boyunca çeşitli uygarlıklara mensup insanlara mekan olmuştur.
Bölge, M.S. 1105'de Türklerin eline geçmiştir. İl merkezi olan Kastamonu, çok sayıdaki eski eseri ile tarihi bir kent olarak tanınmaktadır.
Son yıllara kadar, üçbini aşmayan nüfusu ile çevredeki köylerde yaşayan insanların alışveriş için buluştukları bir bucak merkezi olan Pınarbaşı, 1988 yılında ilçe oldu.






SEYDİLER


TARİHÇESİ:
Seydiler, İnebolu-Kastamonu karayolu üzerinde çok eski tarihlere dayanan bir yerleşim yeridir.

Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, Merkez Çayır Mahallesinde bulunan Seyyid-i Zülfikar Camisi yanında bulunan minarenin 1112 yılında yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında Seydiler'in 885 yıllık bir tarihe sahip olduğu ortaya çıkmaktadır.

Cumhuriyet döneminden önce Seydiler'in yerleşim yeri olarak "İpek Yolu” tabir edilen yol üzerinde bulunması nedeniyle Çayır Mahallesinde bulunan Seyyid-i Zülfikâr Camisi yanında kervansaraylar, deve hanları, hamamlar inşa edilmiştir.

Karayolu taşımacılığı ilerleyip deniz yolu taşımacılığı duraklayınca; İnebolu Limanı önemini yitirmiş, İpek Yolu da önemini kaybetmiştir. Burada inşa edilen kervansaraylar, deve hanları ve hamamlar zamanla kullanılmadığından yıpranarak yıkılmıştır. Hanlar, hamamlar ve kervansarayların camii ile beraber yapıldığı sanılmaktadır



ŞENPAZAR


TARİHÇESİ:
Şenpazar İlçesinin yerleşim birimi yaklaşık olarak 1700’lü yıllarda kurulduğu bilinmektedir.
Ancak bu konuda çeşitli rivayetler oluşmuştur.
Bu rivayetlerin bir kısmında ve çevrede bulunan kerpiç yapı ve mezarlık kalıntılarından hareketle, Şenpazar’ın Bizans dönemine uzandığı fikri ağır basmaktadır.

Buradan yola çıkarak tarihi süreç içerisinde Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar tarafından yurt edinilen Şenpazar ile ilgili önemli bir tarihi kalıntı ele geçirilememiştir.

Fakat değişmeyen ve halk arasında şüphe edilmeyen bir şey var ki; o da ilk yerleşim alanının bu gün ilçeye bağlı olan “Kuztekke” olarak bilinen mahallenin olduğu yer olmasıdır.
Rivayetlerin birine göre, çok eski dönemlerde bu gün Kuztekke olarak bilinen mahallede Tekkeşin adında Şeyhlerin bir araya geldiği bir tekke varmış. Bu sebeple bu tekkenin bulunduğu yere Tekke Mahallesi denilmiş. Burası sabah güneşini geç aldığından da “Kuz” eklenerek Kuztekke adı konulmuş. İlçemizin merkezi bu köyden gelmektedir.




TAŞKÖPRÜ


TARİHÇESİ: Şenpazar İlçesinin yerleşim birimi yaklaşık olarak 1700’lü yıllarda kurulduğu bilinmektedir. Ancak bu konuda çeşitli rivayetler oluşmuştur. Bu rivayetlerin bir kısmında ve çevrede bulunan kerpiç yapı ve mezarlık kalıntılarından hareketle Şenpazar’ın Bizans dönemine uzandığı fikri ağır basmaktadır. Buradan yola çıkarak tarihi süreç içerisinde Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar tarafından yurt edinilen Şenpazar ile ilgili önemli bir tarihi kalıntı ele geçirilememiştir.

Fakat değişmeyen ve halk arasında şüphe edilmeyen bir şey var ki; o da ilk yerleşim alanının bu gün ilçeye bağlı olan “Kuztekke” olarak bilinen mahallenin olduğu yer olmasıdır.
Rivayetlerin birine göre, çok eski dönemlerde bu gün Kuztekke olarak bilinen mahallede Tekkeşin adında Şeyhlerin bir araya geldiği bir tekke varmış. Bu sebeple bu tekkenin bulunduğu yere Tekke Mahallesi denilmiş. Burası sabah güneşini geç aldığından da “Kuz” eklenerek Kuztekke adı konulmuş. İlçemizin merkezi bu köyden gelmektedir.




TOSYA


TARİHÇESİ:
Tosya, tarihi süreç içerisinde Kuzeybatı Anadolu’da önemli bir kültür ve ticaret merkezi olarak bilinmektedir. Tosya adı ilk defa Prehistorik dönemlerde “Zoaka”, Bizans döneminde “Doccia” olarak kullanılmış, Türk fethinden sonra da “Tukıya” adıyla kullanılagelmiştir. Tosya geçmiş dönemlerde sırasıyla Gasgas, Hitit, Firik, Lidya, Kimer, Trak, Roma ve Bizans egemenliği altında kalmıştır. Tosya ve çevresi IV. yüzyılın sonlarından XI. yüzyılın sonuna kadar yaklaşık yedi yüzyılı Bizans egemenliğinde geçirmiştir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra Selçukluların önderliğinde Orta Asya’dan gelen Türk boylarının Fetihle alınan yerlere iskan edildiği görülür. Ancak Paflagonya adı verilen ve Kuzeybatı Anadolu’yu da içine alan bu bölgenin fethi XI. Yüzyılın sonlarına kadar sürmüştür. Tosya’da doğal olarak bu yüzyılın sonunda Türk topraklarına katılmıştır.