PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk ün Evrenselliği


hurbyy
06-26-2006, 02:38 AM
Türk Ulusunun Kurtaricisi Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Evrensel Boyutlarda Büyük Insan Atatürk’ün Sayisiz özelliklerinden Yalnizca Biri Bile Ona Tarihte çok şerefli Bir Yer Sağlayabilirdi.



Atatürk Savaşlardaki Başarilariyla Büyük Bir Asker, Gerçekleştirdiği Devrimlerle Büyük Bir Inkilapçi Olduğu Kadar; Görüşlerindeki Sağlamlik, Doğruluk, Gerçekçilik Uluslararasi Ilişkilerde Güvenirlik, Kararlilik, Bariş Ve Insan Severlik Değerleri Ile De Büyük Bir Devlet Adamidir.



Asker Atatürk



Tarihin Altin Sayfalari Içinde Hakli Yerini Alan Atatürk Heyşeyden önce Bir Asker Bir Komutandir. öyle Ki; Hayatinin 12 Yili Harp Meydanlarinda Geçmiş Yenilgi Tanimamiş Bir Komutandir. Askeri Deha Sahibi Olduğunu Simgeleyen “uzaği Görme, Doğru Karar Verme, Cesaret, Irade Ve Azim, Sorumluluğu Benimseme, Kararlilik, Yaraticilik, Sevk Ve Idareciliği, Insiyatif Sahibi Olma” Gibi Nitelikleri Daha öğrencilik Yillarinda Ortaya çikmişti. Atatürk Ayni Zamanda Bir Hatipdi. çanakkale’de Ilk çikarma Günü, Conkbayirinda Dağinik çekilen Erleri Durduran Büyüleyici Konuşmasi, Yine 8 Nci Tümeni Conkbayirinda Siperlerinde Süngü Hücumuna Kaldirirken; Adeta Uçurumlari Görmezcesine Kükremelerini Sağlayan Söylevi, O’nu Tarihin Ender Rastlanan Savaş Hatiplerinden Biri Yapmuştir.



Atatürk’ün Ruh Ve Uygarlik Cesareti De çok Yüksekdi



Ingilizler Kireçtepeyi Topçu Ateşi Altina Almişlardi. 38’lik Gülleler Yağiyor, Değil Insan Kuş Bile Geçemiyordu. Tepeyi Almak Için Erler Tereddüt Içinde Beklerken M.kemal Askerlerinin Arasina Karişti.



Niçin Karşiya Geçmiyorsunuz Diye Sordu.



Düşman ölüm Saçiyor Geçilmez, Cevabini Alinca Hiç Tereddüt Etmeden;

Oradan Böyle Geçilir Dedi Ve Ileri Atildi.

Komutanlarinin Ileri Atilişini Gören Askerler; Hep Birden Toz Duman, Alev Ve ölüm Kasirgasi Içinde Koştular Ve Kireçtepe’yi Aldilar.





Savaş Alaninda Komutanin Erlerinin Arasinda Bulunmasi Onlarin Savaşa Adapte Olmalarina Büyük Bir Etki Yapar. Napolyon’un Dediği Gibi “silah Ve Teknolojinin Yani Sira, Motivasyon Savaşin Kazanilmasinda % 50 Etkilidir.

Atatürk Inisiyatif Sahibiydi.



“zabit Ve Kumandan Ile Hasbihal” Adli Eserinde Inisiyatifi şu şekilde Tanimlar.



“şüphesiz Komutanindan Erine Kadar Her Birliğin Kendine Ait Görevi Bilmesi, Yapabilmesi Ve Bütün Emir Sahiplerinin Kendiliklerinden Düşünerek Durumun Gereğine Göre Iş Görebilmesi Sağlanmadikça, Bir Takim Insan Yiğinlarina Ordu Demek Yanliş Olur”



Derne’deki Küçük Birliklerle Tüm Teknik Imkansizliklara Rağmen Italyan Askerlerine Karşi Gösterilen Başariyi Atatürk şöyle Değerlendirmiştir:



“görülüyorki Eldeki Araç Ortaçağdan Kalma Dahi Olsa Bir Kuvvetin Fertleri Bizzat Bilgili Ve Girişimci Olur, Durumun Gereğini Anlar Ve Görülecek Iş Için; Adim Başinda Bir Emre Bir Uyariya Ihtiyaç Göstermeden Kendiliğinden Iş Görmede Yetişmiş Bulunursa Karşisindaki Bu Nitelikten Yoksun Kaldikça Gelişen Dünyanin En Büyük Değerleriyle Mutlu Olsa Bile Zafer Kazanamaz”



Atatürk Hayati Boyunca Ağir Sorumluluklar Yüklenmiştir Ve Daima Bunun örneklerini Vermiştir. Bunun En Güzel örneği Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde Düşmanla Araya 100 Km. Mesafe Koyarak; Orduyu Sakarya Nehri Gerisine çekmesidir.



“sorumluluk Yüklenmeyen Ve Bunun Getireceği Yükümlülüğü üzerine Alamayan Liderlerin Hayatinda Büyük Başarilar Kazanmasi Düşünülemez” Der Ve Devam Eder “sorumluluk Yükü Her şeyden ölümden Bile Ağirdir.”



Askeri Yönünün Bir Bölümünü Vermeye çaliştiğim M.kemal Atatürk Yönettiği Tüm Savaşlarda; Ve özellikle Kurtuluş Savaşinda Teşkilat, Silah Sistemi Ve Askeri öğreti Arasinda çok Iyi Bir Uyum Gerçekleştirmiş Ve Tüm Yokluklara Karşin Büyük Bir Zafer Kazanmiştir. Bütün Komutanlik Nitelikleriyle Sadece Türk Ulusunun Değil; Tüm Dünya ülkelerinin Takdir Ettiği Bir çoğunun Da örnek Aldiği Bir Komutan Olmuştur.

Atatürk Zaferi Sağlayan Bu Orduya Hakkiyla Başkomutanlik Etmiştir. ümitsizlik Anlarini Yenmiş, Vasitasizlik Ve Imkansizlik Unsurlarini Etkisiz Birakmiştir.

Inkilapçi Atatürk
Modern Türkiye’nin Doğuşu Büyük Bir Inkilabin Eseridir. Atatürk’e Göre Inkilap; “türk Milletini Son Yüzyillarda Geri Birakmiş Olan Kurumlari Yikarak; Yerlerine Milletin En Yüksek Medeniyet Gereklerine Uygun Olarak Ilerlemesini Sağlayacak, Yeni Kurumlari Koymuş Olmaktir.”



Ii.viyana Kuşatmasindan Sonra Gerek Siyasi Ve Gerekse Ekonomik Açidan Sürekli Gerileyen Osmanli Imparatorluğu I Nci Dünya Savaşi Sonunda Tamamen Parçalanmiş, Milletin Ruhunu Umutsuzluk Duygusu Kaplamiş, Topyekün Yok Olmanin Eşiğine Gelmişken, Kendi Bağrindan Yetişen Bir Türk Milliyetçisinin önderliğinde Makus Talihini Yenmiştir.



Atatürk Inkilabinin Ilk Belirtileri, Milli Iradenin Dile Getirildiği Ilk Resmi Belge Olan Amasya Genelgesi Ile Siyasal Alanda Görülür Ve Safhalara Bölünmüş Olarak çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Yönelir. 29 Ekim 1923 Yili Akşam Saat 20.30 Siralarinda Meclis’deki 158 üyenin Oybirliğiyle “türkiye Devleti Bir Cumhuriyettir” Karari Alindiğinda Büyük Dönüşüm Başlamiş Oluyordu.



Hemen Bir Yil Sonra Halifelik Kaldirilip şer’i Mahkemeler Ve şeyhülislamlik Kaldirilacak, Medreseler Kapatilacak, şapka Kanunu Ve Miladi Takvim Kabul Edilecek, Iki Yil Sonra Tekke Ve Zaviyeler Kapatilacak Ve Meclise “hakimiyet Milletindir” Levhasi Asilacakti. üç Yil Sonra 1926’da O Güne Değin Ikinci Sinif Vatandaş Durumundaki Kadinlarla Erkeklere Eşit Yurttaşlik Hakki Taninarak Kitlenin Bir Parçasinin Toprağa Zincirle Bağlanmasinin önüne Geçilecekti. 1928’de Ise Latin Alfabesi Kabul Edilecekti. Bu Köklü Değişiklikleri Gerçekleştirirken Amaç Yeni Ve Modern Bir Türk Devleti’nin Kurulmasi, Din Ve Mezhep Ideolojisi Yerine, Milliyet Fikrinin Milletçe Kabul Edilmesi, Bati Uygarliğini Meydana Getiren Bilimin Hayat Için Tek Yol Gösterici Olarak Kabul Edilmesi Hedef Alinmiştir.



O Tarihlerde Geniş Kitlelerce Rüya Gibi Görünen Tüm Bu Değişiklikler, M.kemal’in önderliğinde Birkaç Yil Içinde Tamamlanmişti.



Laiklik Ilkesi Ise Tüm Bu Değişimlerin Temeli Olmuştur. Hiç şüphe Yok Ki, Atatürk Inkilabi Dini; Bir Vicdan Ve Ahlak Prensibi Olarak Kabul Edip Ve Onu Dünya Işlerinden Ayirip Hayatin Her An

Değişen Gerçeklerini Pozitif Bilimlere Bağlamakla, Din Müessesine De Büyük Saygi Göstermiştir.



çok Güç şartlar Altinda Gerçekleştirilen Inkilaplarin Geleceğinin Güvence Altina Alinmasi Mecburi Ve Zaruridir. Inkilaplarin Geleceğinin Güvence Altina Alinmasi Ise; Atatürk Ilkelerini Ruhumuza Sindirmekle Olur. Hiç Unutulmamasi Gereken Bir Husus Da; Atatürk Ilke Ve Inkilaplarinin Bir Bütün Olarak Meydana Getirdiği Türkiye Cumhuriyetidir. Cumhuriyet Bizlere Emanettir. Türkün Tarihinde Ise; Ne Vasiyete, Ne De Emanete Hiyanet Yoktur, Olmamiştir, Ve Olmayacaktir.



Devlet Adami Atatürk


Atatürk Uluslar Arasi Alanda; Asker Kişiliği Yaninda Devlet Adami Olarak Da; özellikle Köklü Reformlar Gerçekleştiren Bir Siyasi Lider Olarak Yer Almiştir. Askeri Alandaki Yetenek Ve Niteliklerini, Siyasi Dehaya Dönüştürmesini Bilen; Uzaği Görme Yeteneği Olan Ender Devlet Adamlarindan Biridir. Ulu önder’in Bu özelliğini Bir örnekle Vurgulamak Istiyorum. 1932 Yilinda Atatürk General Mac Arthur Ile Yaptiği Görüşme Esnasinda şöyle Der; “almanya Kisa Bir Sürede Büyük Bir Ordu Meydana Getirecek Ve Bütün Avrupa’yi Işgal Edecektir. Bir Ii.dünya Savaşinin Patlamasi 1945 Den Sonraya Kalmayacaktir. Amerika Geçen Savaşta Olduğu Gibi Tarafsiz Kalmayacak Ve Almanya Amerika’nin Savaşa Katilmasi Sonucu Yenilecektir. Korkarim Ki Dünyanin Yeni Bir Felaketten Korunmasi Imkansiz Olacaktir.” Tarihin Akişi Atatürk’ün Insani Gerçekten şaşirtan Bu öngörülerini Doğru çikaracaktir.



21 Nci Yüzyila Girerken Bariş, özgürlük, Tüm Insanliğin Mutluluğu Gibi Kavramlar Yayginlik Kazanirken; M.kemal Bir Devlet Adami Olarak Bu Gerçeği 20 Nci Yüzyilin Başlarinda Görmüştü.



30 Ağustos 1922 Akşami; Dumlupinar’da Savaş Meydanini Gezerken Yunan Cesetleriyle Dolu Manzarayi Göstererek; “bu Manzara Insanlik Için Bir Utanç Manzarasidir. Ancak Biz Burada Vatanimizi Koruyoruz.” Demiş Daha Sonra Ki Yillarda “vatan Savunmasi Dişinda Savaş Bir Vahşettir” Diyerek Bu Görüşünü Kuvvetlendirmiştir.



Izmir’e Girdiği Gün Ise; Ayağinin Altina Serilen Yunan Bayrağini, Hem De Yunan Kralinin Türk Bayrağini çiğnediği Hatirlatilmasina Rağmen “bayrak Bir Ulusun şerefidir. çiğnenmez,” Diyerek Reddeden Atatürk; Uluslararasi Ilişkilerde Barişi “yurtta Bariş Dünya Da Bariş” Sözü Ile Temel ülkü Haline Getirmiştir



“eğer Devamli Bariş Isteniyorsa Kitlelerin Durumunu Iyileştirecek Uluslararasi Tedbirler Alinmalidir. Insanliğin Bütününün Refahi, Açlik Ve Baskinin Yerine Geçmelidir. Dünya Vatandaşlari, Haset Açgözlülük Ve Kinden Uzaklaşacak şekilde Terbiye Edilmelidir.” Diyerek Tüm Insanliği, Insan Severlik Duygusu Ve Inancinda Birleştirmeyi Amaçlayan Atatürk’ün Bu Ideal Düşünceleri, Bugünkü Dünya Sorunlari Için Hala önemini Korumuyor Mu?

ülkemizde; “atatürk; Bir Milletin Yeniden Doğuşu” Adli Eseri Ile Taninan Yazar Lord Kinross, Atatürk’ün Bu Yönünü şu şekilde Değerlendirmektedir. “kemal Atatürk çağimizin Yetiştirdiği En Büyük Devlet Adamlarindan Biridir. Türkiye Atatürk’ün Son 10 Yilinda Başarmiş Olduklari Ile Batidaki Ve Doğudaki Milletleri Etkiledi. Ancak Bu Milletlerin Liderleri, Atatürk’ten çok Farkli Olarak Demokrasiyi Tehdit Edici Bir Güçte Kuvvetlendiler. Almanya’nin Hitleri Hür Milletini Esarete Götürmüş, Atatürk Ise Esaret Altindaki Ulusu özgürlüğe Kavuşturmuştur. Italya’nin Mussolinisi Sivil Olduğu Halde Başkomutanlik Sevdasina Düşmüş Buna Karşilik Atatürk Askerlik Görevinin Bittiğine Inandiği Anda Sivil Hayata Geçmiştir. Gerek Hitler Ve Gerekse Mussolini Toprak Kazanma Hirslari Ile Komşularinin Haklarina Tecavüz Etmişler Ve Birer Imparatorluk Kurma Sevdasina Kapilmişlardir. Atatürk Ise Bunun Tam Tersini Yapmiş Bir Imparatorluktan Bağimsiz Türk Devleti Yaratmiştir”



Bu Kisa Karşilaştirmadan Da Anlaşilacaği üzere Atatürk’ü Bugünün Ve Yarinin Lideri Yapan Bu üstün özellikleridir. Bu Evrensel Kişiliği Nedeniyledir Ki Ulu önder 1963 Ve 1981 Yillarinda Unesco Tarafindan Tüm Dünya’ya örnek Insan Gösterilerek Anilmiştir.



Sonuç Olarak şunu Söyleyebilirim Ki, Bir 10 Kasim Günü Atatürk De Tarihteki Yerini Aldi. Ancak; Sadece Milletinin Kalbinde Değil, Uluslararasi Alanda Silinmez Bir Etki Yaratarak Atatürk’ün Fani Varliğindan Uzak Kalmanin Tesellisini O’nun şu Sözlerinde Bulmaya çalişmaliyiz.



“iki Mustafa Kemal Vardir. Biri Ben Et Ve Kemikden Geçici Mustafa Kemal. Ikinci Mustafa Kemal Ki Onu Ben Kelimesi Ile Ifade Edemem. O Ben Değil Bizdir. O Memleketin Her Köşesinde Yeni Fikir Yeni Hayat Ve Büyük ülkü Için Uğraşan Aydin Bir Topluluktur. Ben Onlarin Rüyasini Temsil Ediyorum. O M.kemal Sizsiniz, Hepinizsiniz. Geçici Olmayan, Yaşamasi Ve Başarmasi Gereken M. Kemal Odur.”