PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kültürel Yapı


hurbyy
08-13-2006, 10:00 PM
Atatürk Evi


Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün milli mücadele yılları, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in Kuruluşu sırasında ilimize teşriflerinde; İlimiz Devegörmez mahallesi No:23 adresinde kaldığı ev Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 14/09/1984 tarih ve 37-9 sayılı kararı ile tescili yapılmış olup 971.91 M2 arsa ve üzerindeki iki katlı evin kamulaştırılması 2001 yılında Kültür Bakanlığınca yapılmıştır. 2003 mali yılı yatırım programında yer alan Atatürk evi Röleve,Restorasyon,Restitüsyon ve çevre düzenleme projesi yapımı işi için 150.000.000.000 TL. ödenek İl Özel idaresine aktarılmıştır. 2004 yılında projesi yapılmış olup bakanlığımız 300.000.000.000.TL daha ödenek göndererek,ihale aşamasına gelinmiştir.

http://www.tokat.gov.tr/turizm/ata_ev.jpg

hurbyy
08-13-2006, 10:01 PM
BALLICA MAĞARASI HAKKINDA BİLGİLER



Mağaranın Bulunduğu Yer:

Ballıca Mağarası, Tokat'ın 26 km. güneybatısında bulunan pazar ilçesinin 7 km. güneydoğusundadır. (İlişik yer krokisine bakınız.) Tokat-Mağara arası 33 km.'dir.

Mağaranın İlk Bulunuşu ve Daha Önce Yapılan Araştırmalar:

Türkiye Mağara Araştırma Derneği'nin devamı olan, Ankara'daki Mağara Araştırma Derneği MAD'ın speleolog-ları 1987 yılının kasım ayında ilk incelemelerini, 1990 yılı aralık ayında da ikinci incelemelerini yapmışlar ve mağaranın haritasını çıkarmışlardır (MAD Bülteni, sayı 8, Kasım 1991).

Ballıca Mağarası'nın ilk bilimsel incelemesini, Tokat Valiliği'nin istemesiyle Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nden Prof. Dr. Baki Canik ve Araştırma Görevlisi Mehmet Çelik'ten oluşan bir ekip, 13-15 Ocak 1992 tarihinde yapmışlardır. Ballıca Mağarası'nın en kapsamlı speleolojik araştırması, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Jeolojik Etüdler Dairesi'ne bağlı Mağara Araştırmaları Bölümü'nden Dr. Jeomorfolog Lütfi Nazik başkanlığındaki Bekir Aksoy, Emrullah Özel ve Hamdi Mengi'den oluşan ekip tarafından 1994 yılında yapılmıştır. MTA Mağaracılık Bölümü'nün yaptığı bu ayrıntılı araştırmada mimari ve uygulamalı elektrik ve ışıklandırma projeleri de yer almıştır.

MTA Mağaracılık Bölümü bu tarihten sonra, Ballıca Mağarası'nı topyekün ele almış ve turizme açılma aşamasına kadar zaman zaman incelemelerini sürdürmüştür. En son olarak da 14.05.1998 tarihinde bir uygulama projesi kontrol raporunu hazırlamıştır.Ballıca Mağarası, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı uzmanlarınca da incelen mis ve çevre projesi yapılmıştır. Mağaranın inşaatı Tokat il Özel İdaresi'nce yaptırılmıştır.

KISA BİLGİLER

Ballıca Mağarası kristalleşmiş kireçtaşlarından meydana gelmiştir.Sınırlı kireçtaşı oluşumu göz önüne alındığında, mağaranın hacmi inanılmaz derecede büyüktür.Buradaki kireçtaşlarının yatağı yoktur;özürlü ve kırılmıştır ayrıca çatlaklar kalsiyum karbonatla doldurulmuştur.

Kireçtaşı %96 kalsiyum karbonattan oluşmuştur.Bu taşın karstik yapısı karsit çukurları, yutak delikleri, aralıklı satıhlarda oluşmuş havalandırma bacaları ve klintleri içerir.Kireçtaşının kırık yapısı ve kimyasal oluşumu karstikleşme kontrolünün ve mağaradaki sütun,sarkıt ve dikitlerin şekillenmesinin ana faktörleridir.Mağara (KD-GB(l) ve KB-GD(2)) Kuzeydoğu-Güneybatı(l) ve Kuzeybatı- Güneydoğu(2) istikametine yönelen iki ana galeriyi ve bu galerilere açılan oda ve salonları kapsar.2.Kattaki galerinin normal fay serilerine bağlı olarak kademe kademe seviyesi azalırken 1.Galeri taşdamlalı bir zeminden oluşur.Mağaradaki düşmüş bloklar bölgesel depremler sonucu kırılmış olabilir, l .Galeride sarkıtlar, dikitler, kolonlar, sarkan taşlar, perdeler, makarna biçimli sarkıtlar, damlataşları, havuz-lar ve mağara incileri bulunur.Bütün bu mağara oluşumu tipleri ve (benzersiz dikitlerle) 6.5 metrelik bir sarkıtı da kapsayan birçok farklı çeşitteki sarkıt şekilleri 2.Galeride de bulunur.

Arka arkaya oluşan karstik ve tektonik depremlerin mağarayı bütünüyle etkilediğine dair kanıtlar bulunmuştur.En belirgin bulgular ise:

a)Mağara içerisinde sızıntı sulardan kaynaklandığına inanılan yüzeysel travertenlerin varlığı;

b)Fay boyunca devam eden mağara girişi;

c)Mağaradaki düşmüş bloklar;

d)Kalm sütunlardaki yatay kırık izleri;

e)Uzun zamandır Çöküntü Salonu seviyesinde kalan yeraltı suyu ve duvar içlerindeki görülebilen yatay çizgilerin işaret ettiği ikincil maden oluşumları;

f)Yeni Salonun aşağı bölümlerindeki serbest sarkıtlar ve uzun dikitlerdir.

Ballıca mağarası büyük bir olasılıkla 3.4 milyon yıl önce oluşmaya başlamış ve bölgesel iklim şartlarına bağlı olarak son zamanlara kadar gelişimini devam ettirmiştir.



TANITIM

Ballıca Mağarası Orta Karadeniz Bölgesinde bulunan Tokat'ın bir kasabası olan Pazar'ın güneyinde 8km boyunca uzanır. Yaklaşık 680 metre boyunda ve 95 metre yüksekliğindedir. Dünyada ki tüm mağaralarda bulunan bütün oluşum çeşitleri Ballıca Mağarasında mevcuttur. Bu oluşumla da Soğan sarkıtlar sadece Ballıca mağarasında bulunmaktadır. 1995 yılında turizme açılan mağarayı yurtdışından ve yurtiçinden binlerce turist ziyaret etmektedir. Mağaranın yaşının 3.7 milyon yıl olduğu bilim adamlarınca ifade edilmektedir.

Yüzey jeolojisi ve mağara haritalandırma çalışmaları Ocak 1992'de başlamış ve Ocak 1995'te tamamlamıştır.Mağara galerileri Mağara Araştırma Derneği tarafından 1992'de haritalandırılmıştır. Sonraki hari-talandırmalar, Türkiye Maden Tetkik ve Araştırma'nın (MTA)genel yönetimi altında, 1994'te Mağara Araştırma Projesi'ne bağlı bir takım tarafından yürütülmüştür.Tamamlanmamış orijinal harita yapılırken derlenen MTA haritasından destek alınmıştır.

Ballıca Mağarası Tokat Dağı'nın başkalaşmış şistleri üzerinde uzanan karstik kristal kireçtaşıyla oluşmuştur.Mağaranın içerisinde yer alan kristalleşmiş kireçtaşı kütlesinin yüzey alanı yaklaşık 30 hektardır.Tektonizm ve karstikleşmenin sonucu olarak, bu oluşumun derin yerlerindeki çözelti boşlukları mağaraya bir yükselti sağlamıştır.Kireçtaşlarının sınırlı yüzey boyutuna rağmen bilinen mağara 680m. uzunluğunda ve geniş kapsamlı karstikleşme gösteren 6.500 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.

Bu çalışma Ballıca Mağarasının hidrojeolojik ve mağara özelliklerini test etmek üzere başlatılmıştır. Çalışmaların sadece bu safhasının tamamlanmasına rağmen, mağara birçok ziyaretçiyi çekmeye devam edecektir, çünkü mağaranın her bölümü mağara şekilleri açısından oldukça zengindir.



COĞRAFİ YAPI

Pazar kasabasının kuzeyinden akan bölgenin en geniş ırmağı,Yeşil ırmak'tır.Diğer ırmaklarda Yeşilırmağa karışmaktadır.Mağaranın 50m. güneybatısındaki İnderesi kısa ömürlüdür ve mağaranın yer altı suyunu besler.Mağaranın kireçtaşından ibaret olan tepesinin en yüksek noktası 1.306m'dir.Mağara giriş yükseltisi 1.085m'dir.Bölgenin en yüksek tepesi Akdağ ise 1.916m'dir.

Çalışma alanı çayır bitkileriyle kaplıdır ve bu bitki örtüsü aralıklı kayalıklar boyunca mağaraya süzülen yağmur suyunun COı açısından zenginleşmesine sebep olur.Tokat ,Turhal'daki Meteoroloji Rasathanesi'nden alınan verilere göre alana düşen yıllık yağış miktarı ortalaması (1933-1990 arası) 413.4mm'dir.



JEOLOJİK YAPI

Paleozoik Tokat Dağı'nın kahverengi,yeşil-sarı ve siyah şistleri Ballıca mağarası'nın etrafındaki alanın büyük bir bölümünü kaplar. Birimdeki şistli yüzey yatağından farklıdır.Şistler lepidogranoblastik bir dokuya sahiptir ve genelde fîlit, klorit,kuvarz,şist ve kalk şist tipleri vardır (Abbas Novınpour,1993).Bunlar temel olarak basınçtan dolayı bükülen kalsiyum karbonatla kuvarz kalsiyum karbonat, klorit ve serisit madenleri içerir.Kuvarz kristalleri katalistik bir doku gösteren kısmen ince çatlaklar halindedir.Kırık ve çatlaklar ikincil kalsiyum karbonatla doldurulmuştur.

Kristal kireçtaşları beyaz,bej ve soluk gri'dir. Bunların çoğunlukla şistlerin üzerine uzandıkları gözlemlenir,ama bazı durumlarda da takoz şeklinde oluşurlar. Yatak yüzeyleri bulanıktır ve kireçtaşları kırık yapılarla doludur. Çok yoğun bir şekilde karstikleşmişlerdir.Karstikleşmeyi yönlendiren kırıklar yağmur suyunun kendine çok derinlere nüfuz ederek bir rota belirlemesinden dolayı genellikle dikeydir. K30°B(1) ve K47° D(2) şeklinde sıralanmış iki ana kırık sistemi kireçtaşlan figüründe haritalandırılmıştır.

Eski karstik yapılar tarafından şekillendirilen traverten tortulan aynı zamanda mağaranın etrafındada bulunmuştur.Traverten tortu eğimleri, topografık eyimler, eski kaynak su akıntılarıyla birlikte devamlı güney batıya doğru yönelir.Ballıca köyü etrafında oluşurlar.

KİREÇTAŞI KARST ÖZELLİKLERİ

Ballıca Mağarası civarında üç yutak borusu, bir havalandırma bacası ve bir karst çukuru bulunmuştur.Bütün bu karstik yapılar kireçtaşları içerisinde aralıklı olarak yer almaktadır.Gözlemlere göre İnderesi'ndeki 40-80cnı genişliğinde ve 160cm uzunluğunda oval bir girişi olan l no'lu yutak borusu yağmurlu zamanlarda mağara içine dereden yüzey suyu geçişini sağlar (Şekil2).İnderesi'nin hemen kuzeyindeki 2no'lu yutak borusundan kışın yağmur bulutları meydana gelir.Bu yutak borusunun direk olarak mağaraya bağlandığı tahmin edilir.2no'lu yutak bo-rusunun 120cm uzunluğundadır ve üst tarafı 45cm, alt tarafı 50cm genişliğindedir.Bu deliğin kırılma yönü K15°B'dir.3 No'lu yutak borusu ki burası ,1994'de bir yol kazısı esnasında keşvedilmiştir; şist ve kireçtaşmın birleştiği noktada kireçtaşmın kuzey kenarına uzanmaktadır. Bu deliğin oval girişinin yüksekliği 70 cm, genişliği 40 cm'dir. Mağaraya 80° 'lik bir eğimle uzanır, l No'lu havalandırma bacası 45 cm yüksekliğinde ve 30 cm genişliğindedir. 53 güneyden batıya doğru inen ve 68 kuzeyden batıya doğru bir darbe yapan çatlak üzerinda mağara girişinden daha yüksekte yer alır. l m derinliğindeki bir baca çökme ile bloke edilmiştir. İnderesi'nin güneyindeki l no'lu su çukuru Ballıca Mağarası etrafındaki en geniş karstik özelliğe sahiptir. 110-115 cm arasında değişen giriş çapı vardır ve derinliği 12 m'dir. Girişinden itibaren genişleyen bu çukuru 7-8 m uzunluğunda ve taban genişliği 3-4 m'dir (Canik ve Çörekçioğlu, 1985). Mağarayla bir bağlantısı olmadığına ve tepeliğin güneybatısında yer aldığı tahmin edilir . Ayrıca su çukuru, yutak borusu ve havalandırma bacasından başka mağara civarında 1.95 m'lik klintler vardır (Çelik ve Canik, 1996).

BALLICA MAĞARASINDAN ÇIKAN SULARIN KİMYASAL OLUŞUMU

Ballıca Mağarası'ndaki yer altı suyu meteorik kaynaklıdır ve kireçtaşı çıkıntılarından süzülen yağmur suyu ve kireçtaşım kesen İnderesi'nden dökülen yüzey sularım içerir. Yer altı suyu mağarada göletleşmiş gibi görünmektedir; Ocak 1992'de mağaranın en derin bölümünde, girişten 75 m aşağıdaydı.

Çalışma alanına en yakın hava kayıtları noktası Eylül 1995'te operasyonlarını bitiren Turhal Meteoroloji Rasathanasi'ydi. 1990-95 araştırma döneminde en yüksek yıllık yağış miktarı 498.6 mnı'di. 1995'in ilk sekiz ayın-da toplam yağış miktarı 296.5 mm'di. 1995'te yıllık yağış miktarmmsa ortalama 350-400 mm civarında olduğu sanılıyor. 1933-90 arasında düşen ortalama yıllık yağış miktarı ise 413.4 mm'di (Şekil 4) ve çalışmalar sürecinde de ortalama yıllık yağış miktarı hemen hemen aynıydı. Sonuç olarak, 1933-95 yılları arasındaki yağış miktarı şablonunda hiçbir aşın değişiklik olmadığı Sonucuma varılmıştır.

Kimyasal analizler gösteriyorki Ballıca Mağarası'ndaki *vadoz bölgeye süzülen yer altı suları kalsiyum bicarbonat tipindedir (Şekil 5 - Tablo 2). Vadoz bölgedeki suyun toplam çözülmüş madde içeriği (TDS) yeraltı sularıyla karşılaştırıldığında daha düşüktür. Kısmen SC>42~ ve CI en düşük konsantrasyonlardır.Sülfat ve Kloridli yer altı suyu zenginliği, mağaradaki organik materyallerle teması ve vadoz bölgeden süzülme esnasında yer altı sularına katılan sülfat ve klorid olarak açıklanır. NOa de yeraltı suyu ve sızan suda benzer konsantrasyona sahiptir. Bu sulardaki SiOa kaynağı muhtemelen kuvarz-şist'tir.

* Vadoz bölge: Su seviyesi üzerindeki toprak kalınlığı.

BALLICA MAĞARASININ JEOMORFOLOJİSİ

Ballıca Mağarası esas olarak iki yönde gelişmiştir. KD-GB (1.Galeri) ve KB-GD (2.Galeri). (K38° B ve K47° D) Kireçtaşlan içerisindeki kırılma sistemleri üzerinde yapılan ölçümlerle bu verilen yönler doğru orantıda devam etmektedir. Mağara tabanı kuzey batıdan güneydoğu yönüne doğru derece derece azalır ve kuzeydoğudan güneybatıya doğru düzensiz seviyelerde uzar. Bu da bize mağaranın gelişme esnasında tekrarlanan tektonik hareketleri gösterir (Böğli, 1980).



Mağara tabanını l. Galeride kısmen çökme bloklar kaplamıştır. Aynı zamanda büyük miktarlarda kil ve organik maddeler vardır (bat guano). Mağaranın kuzeyindeki Mahzen ve Çamurlu Salonu'na bağlantılı iskelelerle ulaşılır, l m çapındaki iki dikey boru Fosil Salonu'nun tepesine doğru uzanır. Yukarı çıktıkça daralırlar ama yüzeye ulaşmaz-lar. Büyük Damlatatlar Salonu, Sütunlar Salonu ve Yarasalar Salonlarının kenarlarında sızıntı sulardan oluşan havuz-lar bulunmuştur. Sızıntı suyun akışı mağara çökeltilerini yıkayamayacak kadar yetersizdir. Yeni Salonun güneybatı bölümünde bir yer altı suyu olmasına rağmen mağara içerisinde bir ırmak yoktur.Mağaranm diğer bölümleri tamamen vadoz bölüm içersinde uzanır ve bu yüzden düşük seviyeler hareketli basamakları belirginleştirirken mağaranın büyük bölümü ya vadoz ya da kalıntıdır.



MAĞARA OLUŞUMU

Ballıca Mağarası'ndaki oluşumları incelerken, galeriler en iyi şekilde iki bölüm halinde çalışıldı.Galeri (Kuzeydoğu-güneybatı hizasında) ve2.Galeri(kuzeybatı-güneydoğu hizasında).Her iki galeri farklı özelliklere sahiptir. 1.Galeri tektonik hareketlere bağlı olarak düzensiz bir şekillenme sergiler. 2.Galeri ise derece derece azalan yapısal bir seviyelerime gösterir.Bölgedeki diğer mağaralardan farklı olarak Ballıca Mağarası'ndaki 2.Galeride olağanüstü yapılar kaydedilirken 1. Galerideki yapıların diğer bir çok mağarada da yaygın olduğu gözlemlenmiştir.

Çeşitli tiplerde geniş kapsamlı ikincil oluşumlar mağaranın girişinden bitimine kadar her yerde bulunmaktadır. Bütün bu sarkıtlar (drapeli, damlataşlı, makarna-şekilli, paraşüt-şekilli, soğan-şekilli, pırasa-şekilli), dikitler, kolon-lar, sarkan yapılar, havuzlar ve mağara incileri gerçekten çok önemlidir. Pasajlar ve sözde salonlar çoğunlukla tektonik hatlarla kesilmiştir ve böylece ya aniden yönlerini değiştirirler yada seviyeleri gittikçe azalır. Çünkü kolonlar genellikle kırık hatlar boyunca şekillenmiştir ve Büyük Damlatatlar Salonu'nda kaydedilen çizgisel yapılar sergilerler. l.Galeri'de arızalı bloklar yaygındır ve bazı bloklarda dikit ve kolonlar oluşmuştur. Faylar gösteriyor ki muhtemelen mağaranın bugünkü şeklini almayı başardıktan sonra kolonların bazı yerlerini sismik hareketler etkilemiştir. Büyük Damlatatlar Salonu'nun kenarlarındaki küçük havuzların tabanları mağara incileriyle kaplıdır. Bu salondan dikey pa-sajlarla geçilen Çamurlu Salonu bloklar, sarkıt ve dikitler ve küçük havuzlar içermektedir. Mağaranın en yüksek noktasındaki (+19 m) Fosil Salonu aynı zamanda Büyük Damlatatlar Salonuna bağlanır ve tabanında bloklar oldukça yaygındır. Muhtemelen mağarada oluşan ilk salon budur. Yarasalar Salonuna ise Fosil Salonundan girilmekte ve buranında tabanı bloklaşmış ve 1.Galerinin tipik özelliklerini yansıtmaktadır.

1. Galeri, 2.Galeri'den eğimli bir tabana sahip olan Çöküntü Salonuyla ayrılmaktadır. Bu salonun taban seviyesi mağara girişine oranla 35 m.'dir ve Bloklu Mahzene bir iskele bağlantısı ile geçilir. Çöküntü Salonundaki duvarlar tamamıyla mağara oluşumlarıyla kaplıdır. Duvardan mağaranın merkezine kadar yatay hatlar boyunca oluşan mağara şekilleri, salonda çok uzun zamandan beri şu an ki girişten 32 m. aşağıda bulunan artan yeraltı suyu seviyesi olduğu-nu gösterir.

Bu seviyenin altındaki 2.Galerinin karstik özellikleri çok yenidir. Çöküntü Salonunun ilerisindeki oluşumlar Sütunlar Salonuna doğru iri bloklar üzerinde oluşmuştur. Sütunlar Salonunun kuzeyinde havuzlar vardır ve bu salonun sütunları diğer salonlardakilerden daha iridir.

Sütunlar salonunun ilerisinde Mantarlı Salonu ve Yeni Salon vardır. Birincisi küçük ve çoğunlukla bloklarla kaplı ve 1-3 m. arasında yüksekliği olan bir sonraki Uçurumlu Mahzenine bağlıdır. Mahzen tabanının her yerine rastgele dağılmış düzensiz bloklar mağaranın bazı bölümlerinde yapılması gereken incelemelere kolay geçiş vermez. Manganez yoğunluğundan dolayı Uçurumlu Mahzenindeki sarkıt ve dikitler çoğunlukla gri ve siyah renktedir. Uçurumlu Mahzeni Büyük Damlatatlar Salonuna bağlıdır; tabi ki Bloklu Mahzende Çöküntü Salonuna bağlıdır.

Karstik özelliklerinden dolayı Yeni Salon Ballıca Mağarası'mn en ilginç bölümüdür. Diğer salonlardakilere ben-zer karstik özelliklerin yanı sıra, pırasa biçimli sarkıtlar, iri dikitler, serbest sarkıtlar (6.5m uzunluğunda) ve soğan biçimli sarkıtlar kaydedilmiştir(l-2. resimler ve Kapak Resmi).Mağaranın en alçak yerine

şaft görünümlü bir rotayla Yeni Salondan geçilir ve farklı iki noktadan görülebilen yer altı suyuna şaft görünümlü bir iskeleden ulaşılır.

Yer altı sularının etkilendiği farklı oluşumlar:

1) Kolonlardaki yatay kırıklar;

2) İri dikit-serbest sarkıt oluşumu;

3) Yüzeyde oluşan travertenler, mağaranın bazı evre gelişmleriyle ilgili önemli bilgiler ,verir. Birinci maddeye, Çöküntü Salonunun tabanından 3nı. yukarıda sınırlı kalsiyum karbonat oluşumuyla belirlenmiş daha önceki yeraltı suyu seviyesi bir kanıttır.

Bu seviyenin net yüksekliği l .053 metredir ki aynı zamanda yeni yer altı suyu seviyesi (Ocak 1992) 1.010 metredir. Alçak akıntı rejimiyle nispeten sığ göletlerin varlığı veya ikinci maddede belirtilen sarkıtların altındaki statik seviye dikit oluşumunu engellemiş ama daha yüksek bir CaCOs birikimini engellememiştir. Traverten yüzeylerinin daha yüksek irtifaları arasındaki fark ve son zamanlarda oluşmuş yeraltı suyu seviyelerinin bu seviyeyi şimdikilerle eski korunmuş traverten çökeltileri arasında en az 11 Om azalttığım göstermektedir.

Ballıca Mağarasının asıl gelişimi yaklaşık 3.4 milyon yıl önce (Villafranchian dönemi) başlamış olabilir (Steininger ve arkadaşlan, 1996). Çünkü sular, soğuk ve yağmurlu dönemler sürecinde daha fazla COı içerir ve bunlar böyle za-manlarda daha kolay eriyebilir ve karbonat parçacıklarını daha kolay geçirebilir. Böylece daha sonraki gelişme hareketleri bölgesel iklim şartlarına paralel olarak değişir. Diğer tarafta mağara şekilleri devamlı gelişirken, girişin 75m altında-ki su dolu karstik şaft içerisinde hareketli gelişme devam etmektedir. Mağara şekilleri oluşumlarının yaşlarını belirlemek amacıyla yapılan izotop çalışmaları hala yürütülmektedir.



Tokat ilinin Pazar ilçesinde yer alan Ballıca mağarası,1085 metre yükseklikteki Ballıca Mağarası, doğanın bu inanılmaz işçiliğinin dünya üzerindeki en güzel örneklerinden biri. Ballıca Mağarası'nın ilk sakinlerinin, kanun kaçakları, define avcıları ve çobanlar olduğu sanılıyor. Ancak mağaranın resmen tespit edilmesi ve öneminin anlaşılması 1990-91 yıllarına rastlıyor. Bu tarihten sonra mağaranın gezilmesini kolaylaştıracak bir yürüyüş platformu ve doğal yapıya zarar vermeyecek bir ışıklandırma sistemi kuruluyor. Yaz kış ortalama 18 derece sıcaklığın hüküm sürdüğü Ballıca Mağarası, haşmetini gizleyen küçük bir galeriyle açılıyor. Giriş kısmının hemen arkasındaki Havuzlu Salon'da, sıcaklığın biraz daha yüksek olması (20o C) ve nem oranının düşüklüğü (yüzde 54) yüzünden, damlataşları oluşturan kalsit kristalleri arasındaki bağ zayıflamış ve pul pul soyulmuşlar. Havuzlu Salon'dan sonra, dar bir geçitten geçerek Büyük Damlataşlar Salonu'na ulaşıyoruz. Dev boyutlu sarkıt ve dikitlerin arasında bir an başınız dönüyor. Nesnelerin büyüklüğü ve kendi ebatlarınız konusunda garip bir illüzyon yaşıyorsunuz. Bu bölümdeki oluşumların renk çeşitliliği de insani hayrete düşürüyor. Kırmızı demir minerallerinden, sarı renk ise demirin bir başka türü olan limonitten kaynaklanıyor. Mavi ve yeşil renkler ise, bakırın türevleri olan azurit ve malakit li sulardan oluşmuş 18 metrelik bir inişle ulaşılan Fosil Salon'a, içinde yasayan ve mikroorganizmaları yiyerek beslenen yarasalardan dolayı Yarasalı Salon da deniyor. Mağaranın en genç ve en yeni oluşumlarının yeraldıgı bu bölümde, halen gelişim halinde bulunan makarna sarkıtları (yavru sarkıtlar), mağara gülleri, mağara iğneleri ile içi su dolu damlataş havuzları bulunuyor.



Buradan, yer yer 20 metreye yaklaşan kuyuların bulunduğu Çöküntü Salonu'na geçiliyor. Daha çok mantar kayaların yer aldığı bu bölümden sonra büyük sütunlar tarafından 3 ayrı salona ayrılan Muhteşem Galeri'ye ulaşıyoruz. Galerinin en kuzeyinde bulunan Mantarlı Salon'un özelliği olağanüstü irilikteki soğan sarkıtlar ve mantar şeklinde gelişmiş dikitler. Galerinin orta bölümünde yeralan Sütunlar Salonu, adını salonu birçok odaya ayıran makro sütunlardan almış. Yüksekliği 15 metreyi bulan salonun kenarlarında damlatas havuzları bulunuyor. Sütunlar Salonu'ndan bir basamakla ayrılan Genç Salon, mağaranın en yeni oluşumlarından. Girişten yaklaşık 50 metre aşağıda yeralan bu salonda, hemen her tür damlataş oluşumu birarada bulunuyor. Tabanda yeralan dikit ve havuzlar, yan yüzeylerde bulunan bayrak ve perde damlataşları, tavanda ise büyük sarkıtlar, salonu bir damlatas müzesine çevirmiş adeta. Tavanın giderek alçaldığı ve tabanla birleştiği mağaranın son bölümünde, oluşumları halen devam eden çok sayıda soğan sarkıtı bulunmakta. Mağara'nın şu anda gezilebilen salonları bu kadar. Ancak, çok dar bir geçitle inilen alt kısımda, dev bir yeraltı gölünün bulunduğu biliniyor. Önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalarla bu bölümün de ziyarete açılması için çalışılıyor. Mağaranın daha derinlerinde neler bulunacağı da şimdilik bir bilinmeyen. Yan yolları ile toplam 680 metre uzunluğa sahip olan Ballıca Mağarası, dünyanın pek çok yerindeki bilim adamlarının ilgisini üstüne çekmiş son yıllarda. Mağaranın en önemli özelligi, mağara oluşumlarının her çeşidini birarada bulundurması. Bu anlamda bir çeşit sarkıt-dikit oluşumları müzesi niteliğine sahip. Dönüş yolunda, doğanın önümüze serdiği ihtişamdan şaşkın, yine kavak ağaçları boyunca ilerleyen bir yoldan geçiyoruz. Gözümüzün önünde yüksek dağlar, yemyeşil ova, meyva bahçeleri, bacalarından duman tüten köy evleri ve tüm bunların arasında emeğiyle yeryüzüne biçim veren insanlar var. İnsan ister istemez bu gördüklerini, Ballıca Mağarası'nda, doğanın kendi kendine biçimlendirdiği, bir sanat eseri kusursuzluğunda yarattığı oluşumlarla karşılaştırıyor ve insanın yaratma yetisinin, kusursuzluk arayışının, kendi anası olan doğadan türediğini düşünmeden edemiyor

hurbyy
08-13-2006, 10:01 PM
Bey Sokağı

Ahşap sivil mimarlık örneklerinin bir arada bulunduğu 1.derece kentsel sit alanı içerisinde yer alan Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 31/07/1992 tarih ve 1299 sayılı kararı ile tespit ve tescilleri yapılan ilimiz merkez Beysokağındaki 36 adet konuttan 23 adeti sokak dokusunun korunması amacıyla dış cephe onarımları 1987 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılmıştır.İlimiz turizmi açısından büyük önem taşıyan Beysokağı’nın içinde yer alan 36 adet sivil mimarlık örneği yapıların sokak sağlıklaştırma dokusu sağlıklaştırma projesi kapsamında restorasyon çalışmaları yapılmıştır.



http://www.tokat.gov.tr/turizm/bey_sk_esli.jpg http://www.tokat.gov.tr/turizm/bey_sk_yeni.jpg

hurbyy
08-13-2006, 10:02 PM
Gazi Osman Paşa (1832 - 1900)

Doksanüç Harbi diye meşhur olan, Osmanlı-Rus Savaşında (1877-1878) Plevne cephesinin ünlü kumandanı.

1832’de Tokat’ta doğdu. Beşiktaş’taki Askerî Rüşdiyede ve Kuleli Askerî İdâdîsinde (lisesinde) okudu. Harbiye’yi yirmi yaşında ikincilikle bitirdi. Harp Akademisine girdi. Akademi’yi bitirmeden, Kırım Savaşının çıkması üzerine Tuna cephesine gönderildi. Burada dört yıl kalarak, teğmenliğe yükseldi. Savaşın sonunda yüzbaşı oldu. 1856’da Akademi’ye devâm ederek tahsilini tamamladı. Genel Kurmay Başkanlığında çalıştı. Anadolu’nun haritasını çıkarma göreviyle Bursa’ya gönderildi. Teselya’da, Yenişehir’de ve Cebel-i Lübnan’da görev aldı. Girit isyânlarının başlaması üzerine Girit’e tâyin edildi. 1866’da Girit’teki çalışmaları ile Serdâr-ı ekrem Ömer Paşa'nın takdirini kazandı. Miralay (albay) oldu ve Yemen’e gönderildi. Arkasından Paşa rütbesiyle Rumeli’de bulunan Beşinci Ordu Manastır Fırka (tümen) Kumandanlığına tâyin edildi (1875). Buradaki çalışmaları takdir edilerek, birinci ferik (korgeneral) oldu. Sırp isyânları başlayınca emrindeki birliklerle İzver tepelerini ve Zayçar kasabasını zaptetti. Sırp ordusunu yendi ve müşir (mareşal) oldu (l876).

Gâzi Osman Paşa'yı bütün dünyâya tanıtan, (1877-1878) Osmanlı-Rus Harbindeki savunma, gayret ve kahramanlıklarıdır. Bu harpte, Plevne cephesindeki müdâfaası ile dünyâ harp târihine yeni prensipler getirdi.

Gâzi Osman Paşa, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı başladığı sırada Vidin ve Rahova bölgelerinin korunmasıyla vazifeliydi. Tuna’yı geçerek savaşın düşman topraklarında yapılmasını teklif ettiyse de, buna izin verilmedi. Rusların Berkofça Dağlarını aşmaya başlamasından sonra Osman Paşaya hareket emri verildi. Osman Paşa, kumandasındaki kuvvetlerle Plevne önlerine geldi. Rusların elinde bulunan şehri ele geçirerek, savunma için gerekli tedbirleri aldı. Ruslar Pelevne’ye karşı saldırıya geçti. Osman Paşa, Rusların bu ilk saldırısını, bir karşı taarruzla Osma Suyunun öte yakasına atarak bertaraf etti (20 Temmuz 1877).

Ruslar, 30 Temmuz'da tekrar bir saldırıya geçtiler ve yapılan kanlı savaşlardan sonra geri çekildiler. Bunun üzerine Rus Çarı, Osman Paşaya karşı Romen ordusundan yardım istedi. Rus Çarı, Romanya Prensi Birinci Karol’e yardım için şu târihî telgrafı çekti.

“İmdâdımıza gel! İstediğin gibi, istediğin yerden, dilediğin şartlarla Tuna’yı geç! Acele Plevne’de yardımımıza yetiş! Türkler bizi mahvediyorlar! Hıristiyanlık, dâvâsını kaybetmek üzeredir!”

Bu yardım talebi üzerine, Romenler elli bin kişilik bir orduyla Plevne’de Ruslar'a yardıma koştu. 11 Eylüld'e Rus-Romen birleşik ordusu, tekrar Plevne’ye doğru taarruza geçti. On iki saat süren büyük Rus taarruzu, düşmanın, kesin mağlûbiyetiyle neticelendi. Böylece Osman Paşa, üçüncü Plevne Savaşını da kazandı (11 Eylül 1878). Gâzi unvânını aldı.

Daha büyük kuvvetlerle kuşatmaya devâm eden Ruslar, Plevne’nin teslimini istediler. Gâzi Osman Paşa, bu teklifi reddetti. Hiçbir yerden yardım gelmeyen Plevne’de yiyecek, yakacak ve ilâç sıkıntısı başlamıştı. Bu durum karşısında Gâzi Osman Paşa, bir huruç (çıkış) harekâtı yaparak, Plevne’den çıkmaya karar verdi. Bu kararı öğrenen Plevne ahâlisi, ileri gelenleri Osman Paşaya ricâcı gönderdiler; “Eğer asker Plevne’den çıkarsa, sivil halk içindeki Bulgarlar, bizlere çok zarar verir. Müsâade ediniz biz Müslüman ahâli de Plevne’den çıkalım” şeklindeki teklif üzerine Bulgar halkının ileri gelenlerini çağıran Osman Paşa, onlardan Müslümanlara zarar vermeyeceklerine dâir söz aldı. Buna rağmen Müslümanlar; “Biz de sizlerle gelelim.” diye çok yalvardılar. Osman Paşa, kimseyi kırmamaya dikkat ederdi. “Biz askerî usûllerle harekât yaparız. Sizler bize ayak uyduramazsınız” dediyse de, halkın istekleri çok acındıracak durumda olduğundan istemeyerek râzı oldu.

Huruç harekâtının yapılacağı sabah, halkın araba, kağnı ve hayvanları ile askerin intikal yoluna askerden önce, geceden dizilmiş olduğu görüldü. Plevne yollarında tam bir hengâme oldu, yollar kapanmıştı. İşte bu esnâda Rus topçusu ateşe başladı. Nice çoluk çocuk, kadın-kız bu ateş altında şehid oldu. Halkın bu aceleciliği aynı zamanda harekâtı da ifşâ etmişti. Zâten küçük bir kasaba olan Plevne yollarında yayaların bile geçmesi zorlaşmıştı. Plevne’yi kuşatan Rus ordusuna karşı asker “Allah Allah” sesleri arasında hücûma geçti. Sayı ve silâhça kendilerinden kat kat fazla olan düşman ordusunun birinci hattını kahramanca yardı. Ancak Ruslar, asker ve silâh çokluğunun yanında, ayrıca devamlı takviye alıyordu. Bu çıkış harekâtı sırasında Gâzi Osman Paşa'nın atı isâbet alarak öldü. Kendisi de bacağından ağır yaralandı. Açlık, hastalık, yardımın gelmemesi ve maiyetinde her türlü fedâkârlığı gösteren askerin harcanmaması düşünceleri, Gâzi Osman Paşa'yı teslime mecbur etti. Yarası, Vizsuyu kenarında bir evde sarılırken, Rus generali Ganetski tarafından esir alındı. Az sonra Rus Başkumandanı Grandük Nikola, askerî tören yaptırarak, askerlik ve esirlik kâidelerine aykırı olmasına rağmen, Osman Paşa'nın kılıcını iâde etti. Heyecan ve samimiyetle takdir ve parlak savunmasından dolayı tebriklerini bildirdi. Azamî hürmet göstermeye çalışan Nikola, Osman Paşaya:

“Şu anda yeryüzünde bu kılıcı şerefle taşımaya hakkı olan tek insan sizsiniz” demekten kendini alamadı.

Kısa bir süre sonra Rus Çarının bulunduğu karargâha getirilen Osman Paşa, Çar tarafından da tebrik edildi. Rusya’ya trenle götürülen Osman Paşa, trende Rus subaylarıyla harp ve askerlik üzerine Fransızca sohbetler etti. Rusya’ya varışında, ülke içinde istediği yere gidebileceği bildirildi. Gâzi Osman Paşa, bâzı Türk illerini gezdi. Her gittiği şehirde devlet reislerine yapılan merâsimle karşılanıp uğurlandı.

Gâzi Osman Paşa, bir müddet sonra Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın teşebbüsleri neticesinde Rusya’dan İstanbul’a döndü. İstanbul’a gelişte halk tarafından büyük sevgi ile karşılandı. Sultan İkinci Abdülhamid Han, göz yaşları içinde alnından öptü ve kendisine; “Sen benim yüzümü bu dünyâda ak ettiğin gibi, Allah da senin yüzünü iki cihânda ak etsin” diye duâ etti. Serasker oldu. Yedi yıl bu görevde kaldıktan sonra Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından Mâbeyn Müşiri (Saray Mareşalliği) görevine getirildi.

Ölünceye kadar bu görevde kaldı. Törenlerde, Pâdişâhın arabasında ve ona karşı otururdu. 1900’de 68 yaşında vefât etti. Kabri, Fâtih Câmii avlusundadır. Türbesini, onu çok seven Sultan İkinci Abdülhamid Han yaptırmıştır.

Gâzi Osman Paşa, temiz ahlâkı, kahramanlığı, samîmî Müslümanlığı ve devlete olan bağlılığı ile günümüze kadar sevgi ile anılmıştır. Adına yazılan Plevne veya Gâzi Osman Paşa Marşı hâlâ söylenmektedir.

GÂZİ OSMAN PAŞA MARŞI

Tuna Nehri akmam diyor,
Etrâfımı yıkmam diyor,
Şânı büyük Osman Paşa,
Plevne’den çıkmam diyor.

Karadeniz akmam dedi.
Ben Tuna’ya bakmam dedi.
Yüz bin Moskof gelmiş olsa,
Osman Paşa korkmam dedi.

Kılıcını vurdu taşa,
Taş yarıldı baştan başa,
Şânı büyük Osman Paşa,
Askerinle binler yaşa.

Düşman Tuna’yı atladı,
Karakolları yokladı.
Osman Paşanın emrinde,
Beş bin top birden patladı.

hurbyy
08-13-2006, 10:03 PM
Gök Medrese


http://www.tokat.gov.tr/turizm/gok_medrese.jpg


GÖK MEDRESE MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ: İlimiz Müzesi Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olan (Gökmedrese) binada faaliyetlerini yürütmektedir. Bu tarihi eser 1277 yılında Selçuklular döneminde Muiniddin Pervane tarafından yaptırılmış bir tıp medresesi, Dar-ül Şifadır.Açık avlulu iki katlı Türk mavisi, patlıcan moru ve lacivert çinilerle bezeli Anadolu Selçuklu Medreselerinin en güzel örneklerinden birisidir. 2005 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca teşhir ve tanzim yapılmak üzere ihalesi yapılmış olup , işe başlanmış ve Mayıs 2005’de hizmete açılmıştır.

hurbyy
08-13-2006, 10:03 PM
Kale ve Köprüler

TOKAT KALESİ: Eski kentin Kuzey Batısında yeralan ve çok sarp bir kayanın üzerinde kurulu bulunan Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait izler görülen Tokat Kalesinde ilk defa 1990 yılında basit onarım kapsamında onarım çalışmaları yapılmıştır.

http://www.tokat.gov.tr/turizm/tokatkalesi.jpg

ZİLE KALESİ : Zile ilçe merkezinde, bir höyüğün üzerinde yer alan ve akropöl özelliğine sahip olan kalede Roma döneminde(M.Ö.1.Yüzyıl) inşa edilmiş yer altı geçitleri ve askeri amaçlı yapılar bulunmaktadır.

http://www.tokat.gov.tr/turizm/zilekalesi.jpg

SAAT KULESİ : II.Abdülhamid’in tahta çıkışının 25.yıldönümüne rastlayan 1902 yılında kesme taştan yapılan saat kulesinin yüksekliği 33 metredir.Kitabesi mevcut değildir.Yön belirleyici özelliği ile mekanları anlamlandıran anıt eserdir.

http://www.tokat.gov.tr/turizm/SAAT.jpg

HIDIRLIK KÖPRÜSÜ: Anadolu Selçuklu eseri olan köprü 1250 tarihinde yaptırılmıştır.151 metre uzunluğunda ve 7.8 metre genişliğindedir. Kesme taş malzeme ile yapılmış,sivri kemerli ve 5 gözlüdür.kemer ayaklarına suları yönlendirmek ve hızını kesmek için üçgen biçimli kaideler yerleştirilmiştir.

http://www.tokat.gov.tr/turizm/hidir.jpg

hurbyy
08-13-2006, 10:04 PM
Latifoğlu Konağı

http://www.tokat.gov.tr/turizm/latif.jpg

Tokat Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerinde bulunan Latifoğlu Konağı planı ve süslemeleri ile 19.y.y. ev mimarisinin özelliklerini taşımaktadır.Konak L şeklinde bir plan üzerine iki katlı olarak ve ahşap karkas arası kerpiç dolgu malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığınca kamulaştırılarak 1989 yılında geçmişteki fonksiyonlarına göre yörenin eşyası ile donatılmış mankenlerle canlı ve gerçekçi bir teşhir yapılarak Müze-Ev olarak hizmete açılmıştır.

hurbyy
08-13-2006, 10:04 PM
Mevlevihane

Tokat’ın yoğun kentsel dokusunu oluşturan Bey Sokağı girişindeki Mevlevihane ahşap karkas arası kerpiçle inşa edilmiş iki katlı anıtsal bir yapıdır. Hamam ve Konak ile birlikte yaklaşık 3000 m2 üzerine kurulmuş bir külliyedir. Mevlevihane,Konak ve Hamam 17. yy. ilk yarısında Padişah 3. Ahmet’in vezirlerinde Sülün Muslu Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mevlevihanenin zemin katına beş oda yer almaktadır.Şeyhin kabul odası (baş oda) dışındakiler çeşitli hizmetlerin görüldüğü mekanlardır.Baş odanın tavanını süsleyen oyma tekniğinde yapılmış göbek mükemmeldir.

Üst katta “Semahane” girişi önü ne ahşap sütunlarla revak oluşturulmuştur.Çift kanatlı orijinal ahşap kapısı oyma tekniğinde yapılmıştır.Semahane üst kata hakim olacak derecede geniş tutulmuştur.Ahşap sütunlarla taşınan semahane kubbe ile örtülüdür.Semahanenin doğu tarafında ara kat şeklinde yapılan kadınlar mahfili dikkat çekmektedir. Sazendelerin yer aldığı “mutrıp”bölümü mahfil şeklinde düzenlenmiştir.

Mevcut dekorasyon unsurları 19. yy özelliklerini yansıtmaktadır. Ancak 1656 yılında Tokat’ta gelen EVLİYA ÇELEBİ ziyaret ettiği bu yapıdan geniş şekilde bahsetmektedir. Vakfının bol olması nedeniyle İstanbul Beşiktaş Mevlevihanesiyle mukayese edilebileceğinden sözetmektedir. Haftada iki kez Mevlevi ayini yapıldığını anlatır.

http://www.vgm.gov.tr/images/vakifeser/tokat_mevlevihane_o_.jpg http://www.vgm.gov.tr/images/vakifeser/tokat_mevlevihane_s_.jpg

hurbyy
08-13-2006, 10:05 PM
SULUSARAY ANTİK SEBASTAPOLİS KAZI ALANI

Eski Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait medeniyet kalıntılarını günümüze kadar taşıyan çok zengin ve geniş bir kazı alanıdır. 1986-1991 yılları arasında Müzemiz arkeologlarınca kazı çalışmaları yapılmış,çıkarılan eserler ilçedeki açıkhava müzesinde sergilenmektedir.Ödenek temin edildiği taktirde kazı çalışmaları devam edecektir.

http://www.tokat.gov.tr/turizm/kazi.jpg

MOZAİK MÜZESİ

Sulusaray ilçemizde kazısı yapılarak açığa çıkarılmış olan mozaikler Müze binasının uygun olmaması nedeniyle halihazırda Sulusaray ilçemizde Müze Müdürlüğü tarafından yapılan bir binada sergilenmektedir.

http://www.tokat.gov.tr/turizm/mozaik.jpg

TAŞ HAN

Voyvoda Han “ denilen yapı 1631 yılında yaptırılmış büyük bir Osmanlı anıt eseridir.Kuzey güney konumunda kesme taş ve tuğladan dikdörtgen şeklinde ve iki kat olarak inşa edilen hanın ortasında büyük bir avlu yer almaktadır.112 odası ve bir mescidi bulunan hanın her iki katında avluya bakan revaklar bulunmaktadır.

http://www.tokat.gov.tr/turizm/TASHAN.jpg